14 Ağustos 2023 Pazartesi

Güneş

Gözlerinin sıcak ışığı dünyayı yakmasın diye göz kapakların var senin. Bir de süslemişler incecik dantel ile, kirpik deyip geçtiğimiz. Her gün, içimi biraz daha ısıtıyorsun.

2 Ağustos 2023 Çarşamba

Adsız

Yazdıklarımın saati sanki bir zamanda bozulup durmuş gibi. Ne zaman kağıda aşersem mürekkebimden sen akıyorsun. Ne zaman sana aşersem düşüncelerimden mürekkep. Bazen üzerinden asırlar geçmiş gibi geliyor bazense daha dün gibi. Oysa ikisinin arasında bir yerde. Ortadan biraz daha geride. Bazı şarkılar peş peşe geliyor uyumla ve henüz aydınlık gökyüzünde dolunay görünüyor bembeyaz, bir vapur düdüğü duyuluyor. İşte o zaman biliyorum bir şeyler hizalanıyor, bir bilinmeyen, elimle tutamadığım ancak sezdiğim. Şehrimdeysen, uyanıksan ne olur ses ver. Bir yemek yemelik vaktin olmaz bilirim, zaten kırıntıları takip etmek daha cazip o sofrayı bulmaktan. Belki bir fincan kahve. Hava sıcak, ayların Pazar’ı Ağustos. Ancak Eylül yaklaşıyor. Derimin altında hissediyorum. Aklımın bütün sokakları denize çıkıyor. Yıllardan, yollardan, hatırlananlardan toplanan, adsız, kompozit ve amorf sen. Ses ver.

12 Nisan 2023 Çarşamba

27 Mart 2023 Pazartesi

9+14

Göğsümde toplanmış ağırlığın. Sen uyurken kuşlar konuyor penceremize. Ah bu kuşlar, oysa dakikalarca bekledin gelmelerini, sonra yenik düştün tatlı uykuna. Ben bakınca parçalı bulutlu bir gökyüzü, deniz, martılar, papatyalar ve içinden nehir geçen şehirler görüyorum o pencereden. Senin pencerende ne var? Biliyorum, manzaranı oluşturuyorsun. Neler koyuyorsun o tabloya, söyle.

Nefesin sakin ve ritmik. İstiyorum ki gözlerini açtığında dünyanın tüm güzelliklerini göstereyim sana. En güzel sesleri duy. Onları, sadece onları. Benim gösterebildiklerimle kendi bulduklarını harmanlayıp, kendi şarkını kendi sesinle söyleyeceksin biliyorum. Dünyanın yedi harikasını göstersem de, bir gün gidip bir kalabalık meydana veya bir köşe başına şehrin en güzel yeri diyeceksin ve biliyorum yedi harikayı unutsan da kendine en güzel bellediğin o yeri hiç ama hiç unutmayacaksın.

Belli belirsiz kıpırdanıyorsun. Uyanacaksın birazdan. Kalbim hem bir milim uzağıma gitmemeni diliyor hem de uyandığın anda koş, gez, gör, yaşa; coşkuyla, neşeyle, hevesle git, keşfet, tadını çıkar. Bu iki dilek arasında bir sarkaç gibiyim şimdilerde. Sen benim iyi ki'm, benim olduğun için değil, benden olduğun için değil, sen olduğun için, yalnızca ve yalnızca bu yüzden iyi ki'm.