Gitmem!
Birden olacak tek şey ölümün mü sanıyorsun,
“Unutma her şey birdenbire oldu” der şair, mavi bile.
Yağmursa, geliyorsa o maviden, ıslanıveririz birdenbire biz
de.
Ben yanlış masallarda dolanan bir Leyla gördüm düşümde,
Söyle, daha karanlık hangi uykuya yatabilirsin.
Gitmem!
Aydınlığım bundan çokça zaman önce kirlendi zaten,
Gölgen düştüğünde üzerime.
Şimdi çıplak bir ampul gibi rahatsız edici değil ışığım.
Şimdi çok daha anlamlıyım.
Islığınla çağırmam seni. Hem neden ıslık çalayım?
Bir akşam üstü bir şarkı çalar ve sen bana yollarsın.
O şarkının sözleriyle ben seni ararım.
Gitmem!
Bizi yanlış şehirlere götürecek rastgele trenlere binelim.
Ya ölürüz, ya yeneriz korkularımızı,
Ya da sokaklarca öpüşüp, yeniden yeşeririz.
Sen diye çektikçe nefesimi; büyüdü, büyüdü kocaman oldu
yüreğim.
Bol duracak hiçbir acı bilmiyorum üzerinde.
Elbette, parmaklarımız birbirine geçtikçe,
Örülecek olan sevincimizi kuşanmayı yeğlerim.
Gitmem!
Ne sonbaharlar gördü şiirlerim, dalgalar da vardı
rüzgarlarında.
Bırak kalkıp gitmeyi, yandı benim bütün gemilerim.
Küllerinden dalgakıranlar yaptım upuzun,
Yolcuysan da koruyacaklar seni.
Kulakların çınlıyorsa, iyiye yor,
Güzelim bir şiirde seni anıyorum demek ki.
Sakın başka bir şey getirme aklına.
Gitmem başımdan, sen bana göresin.