Ah, Daniel! Sen beni berbat bir insan yapıyorsun. En yasak düşüncelerde seni geçiriyorum aklımdan. Kimsenin sevmediği, görse koparıp atacağı bir bitkiye sadece su verdiği için iyi biri olmaz bir insan. Topal kumru karnını doyurdu diye arınmaz günahlarından. Hem Daniel, sana geldiğim günlerde ben çantama kedi maması almayı da unutuyorum telaştan. Kocaman bir kalp krizisin sen. Şeker dükkanında, cebinde parası olduğu halde, en sevdiği şekerden düzinelerce çalan bir yaşlı bunak gibiyim. Ancak cebime saklarken o şekerleri elimin titremesi heyecandan değil, diyabetimden. En dertli şarkıların sözleri sana yazılmış gibi ve onların ritmi gibi ağır ağır ilerleyip zehirliyorsun beni biliyorum.
Ah, Daniel! Sen beni hiçbir şey yapmıyorsun. Bir kaç aç doyurdum diye azize olmadığım gibi, bir kaç günah işledim diye iblise dönüşmüyorum. Beyazın içindeki kara, karanın içindeki ak gibi karışıyorum kendimle. Sana dair şeyler hem çok cazip hem namüsait. Seni düşünüşlerim kah çocuk masumiyetiyle kah büyük suçluluklarla. Sen Daniel, nasıl bakarsam sana o oluyorsun. Ben seni iyi bir insan yapıyorum, kötü bir insan yapıyorum. Sen Daniel, hep ben oluyorsun.