İlkokuldaydım. Sabahları okula giderken dilek tutardım. Plakalarının sonundaki sayıları aynı olan üç araba görürsem dileğim olacak diye. Dileklerim kimi zaman okulla, kimi zaman döndüğümde babaannemin hazırlayacağı yemeklerle, kimi zaman da akşam misafirliğe gelecek olan kişilerle ilgili olurdu. Üç bir umut, bir işaretti.
Bugün üç defa, farklı sebeplerle, burayı andım. Dileklerim gerçek olur mu bilmem ama iz bırakmak şart oldu. Eğer üç bir işaretse, bugün bu işareti iyiye yoruyorum.
İlkokul sabahlarında dilek dilediğim günlerde, okul çıkışlarıma; annem, babam, abim saydığım kuzenlerim veya sevdiğim -sevmeyi öğrendiğim- kişilerden biri gelirdi bazen. Ben dileğimi ve olmasını şart koştuğum üç plaka kuralını çoktan unutmuş olur ancak dileğim gerçekleşmişçesine sevinirdim.
Bugün gittiğim bambaşka bir okulda, sabah hangi düşle uyandığımı yine hatırlamadan, benzer hisleri taşıyabildiğimi görüp; dileğim gerçekleşmişçesine sevindim.
Yeniden merhaba; kara kaplım, kürkçü dükkanım, seslendiğim kuyum. İçi(n/m)i renklerle doldurma niyetindeyim. Aç kapını, hoş buldum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder